Sevgi, aşk, sevgili deyince ilk aklımıza gelen her zaman çiçektir. Belki bir gül buketi belki bir kutu çikolata ve elbette en önemlisi özenle hazırlanmış bir kart.. Sadece bu kadar mı? Sevgililer Günü’nün çeşitli ülkelerde farklı misyonlar üstlendiğini ve ilginç şekillerde kutlandığını görüyoruz. İşte sizin için seçtiğimiz bir kaç örnek.
Zile bas ve kaç!
Sevgililer Günü, dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı geleneklerle kutlanıyor. Yazar Ogden Nash ise sevgililere o gün için şu öneride bulunuyor:
“Yapmanız gereken, bir kâğıt almak ve üzerine (Seni seviyorum) yazan bir oklu kalp çizmek, yanına da (Tahmin et, kim?) yazıp, kapının zilini çalmak ve kartı bırakarak, bir tavşan gibi kaçmaktır.”
17. Yüzyıl’da, Amerikalı Püritenler (Sofu bir Hıristiyan tarikatı), “Sevgililer Günü” geleneğini boş inanç diyerek yasaklamaya çalıştılar ama başaramadılar. Hatta Massachusetts Kolonisi’nin valisi olan John Winthrop 14 Şubat 1629′da karısına bir mektup yazmıştı; “Benim azizim ancak sen olabilirsin…”
Orta çağlarda St. Valentine Day’de yani bizdeki adıyla “Sevgililer Günü”nde bir sevgili bulmak için kura çekilirdi. O yıllarda, yerel soytarılar vardı, kasabanın, köyün maskarası gibi… Bir kız kendisine eş bulmak için soytarıyla anlaşmak zorundaydı çünkü kurayı o çekiyordu, genç kız istediği veya sevdiği erkeğin adını bir kağıda yazarak soytarıya verir ve bu şekilde o kasabanın yıllık çekilişine katılırdı. Amaç istenen erkeği kazanmaktı.
16. Yüzyıl’da, sevgililer birbirlerine aşklarını simgeleyen küçük anılar verirlerdi, en popüler hediyeler eldiven ve çorap bağıydı. Bir denizcinin sevgilisine verdiği korse çok ilginç bir örnek olarak hala saklanmaktadır. Denizci tahtadan oyma bir çerçevenin içine korseyi koymuştu, çerçeveye kalpler, çiçekler ve denizcinin de bir kabartması oyulmuştu.
Sevgililer Günü’nde kart yollama geleneği, 18. Yüzyıl’ın ortalarında başlatıldı. İlk kartlar el yapımıydılar, altın harflerle ve kağıt dantellerle süsleniyorlar ve üzerlerine el yazısıyla aşk şiirleri yazılıyordu. Daha ateşli kartlarda satenden yapılmış kalpler yapılıyor, küçük parfüm keseleri, incecik aynaların altına saklanıyordu.
Bu kartlar birer sanat eseriydiler ve günümüzde antik değer taşımaktadırlar. 1850′den sonra baskı kartlar piyasaya çıkarıldı, Azizler Günü kutlamaları artık ticarete dönüşüyordu ve el yapısı kartlardaki duygusal derinlik ve sevgi anlatımı ortadan kalkıyordu. Victoria döneminin kartlarında, 20.Yüzyılın başlarından sonra, kartlarda günün modasına uygun olarak çizgi kahramanlar, espriler görülmeye başladı.

No comments yet
Bu makale için yorumlar beslemesi